İdam Çıkmalı mı?

Mehmet Emin ÖZTÜRK
Mehmet Emin ÖZTÜRK

İdam, son 10 yılın tartışılmaz ısıtılıp ısıtılıp ortaya konan en çok gündem maddesi. Her terör olayından sonra, her çocuk istismarında, her tecavüz olayında yükselen bir “idam isteriz” sloganı, tekrarlanan bir şarkı gibi dilden dile dolaşır.

Peki, biz neden idam istiyoruz?

Birincisi birçoğumuz, birçoğumuza uyuyoruz. İletişim kuramcısı Elisabeth Noelle-Neumann Suskunluk Sarmalı kuramında der ki, toplumlarda çoğunluğun benimsediği bir düşünceye, diğer kişilerde dışlanacağını korkusuyla ya sessiz kalır ya da o düşünceyi toplumda yer edinmek için savunur.

 

Yani, aslında idama karşı sempati beslemesek bile idam isteğini yüksek sesle ifade eden bir kitleye karşı bu düşüncemizi ifade etmek yerine, gerek tepki toplamamak adına gerekse aykırı görünüp, dışlanmamak adına idamı destekler bir pozisyonda konumlanıyoruz. Bu düşünceyse “idam istiyoruz” sloganları atan kitleyi her geçen gün büyütüyor.

İkincisiyse, tamamen “his”siyatla ilgili. Yani, bir terör eylemini ya da tecavüzü gerçekleştiren zanlıyı boğazında iple, darağacında görmek yüreğimize su serpecek. Hepsi bu. Aslına bakarsak, öldürmek yerine bu tür ağır suçları işleyenleri ömür boyu hapse mahkûm edip, bir daha gökyüzünün maviliğini göstermemek, özgürlüğün lezzetini tattırmamak, ömür boyu 4 duvar arasında geçireceği bir hayata mahkûm etmek daha büyük bir cezadır. Fakat biz, suçlunun bunlardan mahrum kaldığını görmediğimiz için, “tatmin olma” adına idamın daha büyük bir ceza olduğunu düşünüyoruz.

Hayır, idam suçluya daha büyük bir ceza değildir, bilakis suçlunun kalan ömründe dünyanın güzelliklerinden mahrum bırakılıp, kendi vicdanıyla içinde yaptığı hesaplaşma işkencesinden kurtarıldığı için suçluya bir ödüldür.

Bugün dünya üzerinde ABD’nin bazı eyaletlerinde, Çin Halk Cumhuriyeti’nde, Suudi Arabistan’da, İran’da, Kuzey Kore’de, Yemen’de, Vietnam’da, Japonya’da ve Avrupa’da sadece Belarus’ta idam cezası uygulanmaktadır.

İdam uygulayan ülkelere baktığımızda, ya ekonomik anlamda çok güçlü ya da içine kapanık bir ülke olduğunu görüyoruz. Yani, Türkiye ne içine kapanık bir ülkedir ne de ekonomisi yukarıdaki idamı halen uygulayan büyük ülkeler gibi gelişmiştir.

Kısacası “idam” popülist bir söylemdir. Sırf içimiz soğuyacak diye Türkiye’nin dünya üzerindeki algısal konumuna zarar verecek bir kararın çıkmasını doğru bulmuyorum!

Bir Cevap Yazın